Samsun Line

Samsun'un gündelik hayatını yakalayan şehir rehberi

Güzellik ve Bakım

Makyaj Fırçalarını Temizlemek ve Kozmetiğin Açıldıktan Sonraki Ömrü

Fırçaları ne sıklıkla, nasıl yıkamalı? Ambalajdaki açık kavanoz simgesi ne anlatır, bozulmanın işaretleri nelerdir? Pratik bir düzen rehberi.

Makyaj çantasında en çok ihmal edilen iki konu vardır: fırçaların temizliği ve ürünlerin açıldıktan sonraki ömrü. İkisi de görünürde acil değildir, bu yüzden sürekli ertelenir. Oysa kirli bir fırça cilt sorunlarının sessiz sebeplerinden biridir ve süresi geçmiş bir ürün, ne kadar pahalı olursa olsun beklenen sonucu vermez. Bu iki başlığı düzene sokmak, yeni ürün almaktan daha çok fark yaratır.

Fırçalar Neden Kirlenir

Fırça her kullanımda üç şeyi biriktirir: ürün kalıntısı, cildin doğal yağı ve ölü deri hücreleri. Bunlara havadaki toz eklenir. Zamanla kıllar arasında yapışkan bir tabaka oluşur. Bu tabaka önce fırçanın işini bozar; pudra eşit dağılmaz, far karışır, fondöten çizgi bırakır. Sonra da yüzeyinde bakteri barınmasına elverişli bir ortam oluşur ve her makyajda bu ortam yeniden cilde taşınır.

Sivilce eğilimi olan ciltlerde bu döngü belirgin şekilde hissedilir. Özellikle fondöten ve kapatıcı fırçaları ile süngerler, nemli ürünle çalıştıkları için en hızlı kirlenen gruptur. Göz fırçaları ise göz çevresi hassas olduğu için ayrı bir dikkat ister.

Ne Sıklıkla Temizlenmeli

Genel kural, nemli ürünlerle kullanılan fırçaların haftada bir, pudra ve allık gibi kuru ürün fırçalarının iki haftada bir yıkanmasıdır. Makyaj süngerleri en sık temizlik isteyen gruptur; ideal olan her kullanımdan sonra yıkanmalarıdır çünkü içleri nem tutar. Ruj ve maskara fırçaları ürünün kendisiyle birlikte değerlendirilir.

Yoğun makyaj yapan biri için bu aralıklar kısalır. Fırçanın rengi değişmişse, dokusu sertleşmişse ya da ürünü eskisi gibi almıyorsa yıkama vakti geçmiş demektir. Farklı renkler arasında geçiş yaparken kullanılan hızlı kuru temizleyiciler, tam yıkamanın yerini tutmaz; sadece iki kullanım arasını köprüler.

Doğru Yıkama Yöntemi

Fırça yıkamanın temel kuralı, suyun metal kısma ve sapa kaçmasını engellemektir. Metal bilezik altında kılları tutan yapıştırıcı vardır; oraya giren su yapıştırıcıyı çözer ve fırça zamanla dökülmeye başlar. Bu yüzden fırça asla suyun içine dik olarak bırakılmamalı, yıkama sırasında uç kısmı aşağı bakacak şekilde tutulmalıdır.

Ilık suyun altında kılları ıslatın, avuç içinize veya bir silikon temizleme yüzeyine küçük miktarda yumuşak bir sabun ya da bebek şampuanı alın. Fırçayı dairesel hareketlerle nazikçe gezdirin, köpük renksiz akana kadar durulayın. Zorlayarak ovmak kılları kırar. Durulamadan sonra fazla suyu temiz bir havluyla sıkmadan alın, kılları eski şekline getirin.

Kurutma aşaması en sık hata yapılan yerdir. Fırça dik olarak bardağa konursa su içeri iner. Doğrusu, fırçayı bir masanın kenarından uçları boşta kalacak şekilde uzatmak veya kılları hafif aşağı bakacak biçimde asmaktır. Kurutma makinesi ya da radyatör kullanmayın; oda sıcaklığında ve kendiliğinden kurumaya bırakın. Tamamen kurumadan kutuya kaldırmak küf riski doğurur.

Ürünlerin Açıldıktan Sonraki Ömrü

Kozmetik ambalajlarında açık kapaklı küçük bir kavanoz simgesi bulunur. İçindeki sayı ve harf, ürünün açıldıktan sonra kaç ay güvenle kullanılabileceğini gösterir. Bu süre, ambalajın üzerindeki son kullanma tarihinden farklıdır; saat, ürünü ilk açtığınız gün işlemeye başlar. Bu yüzden ürünü açtığınız tarihi kutunun altına yazmak basit ama işe yarar bir alışkanlıktır.

Genel eğilimler şöyledir: maskara ve likit eyeliner en kısa ömürlü gruptur, çünkü fırça her seferinde göz kirpiklerinden mikroorganizma taşır ve nemli bir ortama geri döner. Likit fondöten ve kapatıcılar orta vadeli, pudra, far ve allık gibi kuru ürünler ise su içermedikleri için en uzun ömürlü gruptur. Ruj ve dudak parlatıcıları arada kalır. Doğal içerikli ve koruyucu oranı düşük ürünler daha çabuk bozulur.

Bozulmanın İşaretleri

Tarihi hatırlamıyorsanız ürünün kendisi size ipucu verir. Koku değişimi en güvenilir sinyaldir; ekşimsi ya da yağımsı bir koku ortaya çıkmışsa ürün atılmalıdır. Kıvamın değişmesi, likit ürünlerde faz ayrışması, pudralarda yüzeyde sert ve parlak bir tabaka oluşması diğer işaretlerdir. Rengin solması veya koyulaşması da bozulmaya işaret eder.

Uygulamadan sonra batma, kaşıntı, kızarıklık gibi tepkiler ortaya çıkıyorsa ürünü kullanmaya devam etmeyin. Göz enfeksiyonu geçirdiyseniz maskara ve eyeliner iyileşmeden sonra mutlaka yenilenmelidir; aynı ürüne dönmek tekrar enfeksiyona yol açabilir.

Saklama Koşulları Ömrü Uzatır

Kozmetiğin en büyük düşmanları ısı, ışık ve nemdir. Banyo rafı, sıcak ve nemli olduğu için aslında en kötü saklama yerlerinden biridir. Ürünleri serin, kuru ve doğrudan güneş almayan bir çekmecede tutmak ömrü uzatır. Kapakların sıkı kapatılması, ürünün havayla temasını sınırlar.

Bir diğer önemli kural, kremli ve likit ürünlere doğrudan parmakla dokunmamaktır. Küçük bir spatula ya da temiz bir aplikatör kullanmak kavanoza mikrop taşınmasını engeller. Maskarayı pompalamak da tüpe hava basar ve kurumayı hızlandırır; bunun yerine fırçayı döndürerek çıkarmak yeterlidir. Kozmetik paylaşmamak, özellikle göz ve dudak ürünlerinde net bir kuraldır.

Düzeni Sürdürmek

Yılda iki kez makyaj çantasını boşaltıp elden geçirmek, hem yer açar hem de kullanılmayan ürünleri ortaya çıkarır. Fırça yıkamayı haftanın belirli bir gününe bağlamak, işi ayrı bir görev olmaktan çıkarır. Az sayıda, düzenli temizlenen ve süresi içinde kullanılan ürünle çalışmak; kalabalık ama bakımsız bir koleksiyondan her zaman daha iyi sonuç verir.